Avrupa Birliği ve Fransa Kafkasya’da Barış Sürecini Neden Zorlaştırıyor?
Bülent Gürçam Analiz
Kafkasya’da yıllardır süren gerilim, özellikle son dönemde yeni bir evreye girmiş durumda. Azerbaycan ile Ermenistan arasında, tüm zorluklara rağmen ve özellikle Amerika’nın desteğiyle yürütülen normalleşme girişimleri, aslında bölgede kalıcı bir barış ihtimalini ilk kez bu kadar somut hale getirmişti.
Ancak bu sürecin önünde yalnızca iki ülke arasındaki tarihsel sorunlar yok. Dış aktörlerin tutumu da en az bu geçmiş kadar belirleyici olmaya devam ediyor.
Son günlerde Avrupa Parlamentosu’nun Azerbaycan’a yönelik aldığı sert kararlar ve eleştiriler, Bakü’de uzun süredir biriken rahatsızlığın artık açık bir siyasi tepkiye dönüşmesine neden oldu. Nitekim Azerbaycan Milli Meclisi, Avrupa Parlamentosu ile tüm ilişkileri askıya aldığını duyurdu. Bu karar, diplomatik bir refleks olmanın ötesinde, Avrupa kurumlarına verilmiş net bir mesaj niteliği taşıyor.
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Özellikle Fransa’nın son yıllarda izlediği politika, Azerbaycan tarafından açık şekilde “taraflı” olarak görülüyor. Ermenistan’a verilen siyasi ve askeri destek, Paris’in Kafkasya’daki denge rolünü zayıflatırken, Avrupa Parlamentosu’nda alınan kararların da bu çizgiden bağımsız olmadığı yönünde güçlü bir algı oluşturuyor.
Diğer tarafta ise Amerika Birleşik Devletleri’nin, zaman zaman daha pragmatik ve sonuç odaklı bir yaklaşım sergilediği görülüyor. ABD bölgedeki temel önceliği istikrar ve enerji güvenliği iken, Avrupa içinde özellikle Fransa’nın daha farklı bir jeopolitik okuma yaptığı dikkat çekiyor. Bu durum da, Batı’nın kendi içinde bir uyumsuzluk görüntüsü vermesine yol açıyor.
İşte tam da bu noktada şu soru öne çıkıyor:
Batı gerçekten Kafkasya’da barış mı istiyor, yoksa süreci kendi jeopolitik dengeleri üzerinden mi şekillendirmeye çalışıyor?
Avrupa Parlamentosu’nun son kararları, barış sürecine katkı sunmaktan ziyade, taraflar arasındaki güvensizliği derinleştiren bir etki yaratmış görünüyor. Çünkü diplomatik baskı dili, çoğu zaman çözüm üretmek yerine pozisyonları daha da sertleştirir.
Azerbaycan’ın aldığı “ilişkileri askıya alma” kararı da bu çerçevede okunmalı. Bu, yalnızca bir tepki değil; aynı zamanda “eşit ve tarafsız bir yaklaşım olmadan bu süreç yürütülemez” mesajıdır.
Kafkasya’da barış, dış müdahalelerle değil, dengeli ve gerçekçi diplomasiyle mümkün olabilir. Aksi takdirde, her yeni açıklama ve her yeni karar, barış ihtimalini bir adım daha geriye götürmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.